İSTANBUL 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO : 2024/74 E.

SUNAN: Adnan Oktar

MÜDAFİ: Av. Mert Zorlu

KONU : Kamuoyu nezdinde yakından takip edilen “Ekrem İmamoğlu Soruşturması” dahilinde çeşitli soruşturma ve kovuşturmalarda yaşandığı iddia edilen hak ihlalleri ve hukuksuzluklar, yaklaşık 8 yıldır müvekkile yönelik soruşturma ve kovuşturmalarda da bire bir aynı şekilde cereyan etmiştir. Bu konudaki 11. dilekçemiz, çok sayıdaki benzerlikten sadece biri olan “Ekrem İmamoğlu Dosyalarında etkin pişmanlığa başvuran şüphelilerin haklarındaki suçlamaların ağırlığı ne olursa olsun serbest bırakılması” iddialarının Sayın Mahkemenize sunumundan ibarettir.

BAŞLIK 11

“ETKİN PİŞMANLIĞA BAŞVURAN ŞÜPHELİLERİN HER DURUMDA SERBEST BIRAKILMALARI”

AÇIKLAMALAR:

2025 yılında Ekrem İmamoğlu Dosyası kapsamında yürütülen soruşturmada basına yansıyan bazı detaylar, bundan 8 yıl öncesinde Adnan Oktar Dosyasında yaşanan bazı hukuk ihlalleriyle bire bir paralellikler göstermektedir.

Sayın Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu olarak cezaevinde bulunduğu dönemde basına yansıyan çeşitli haberlerde Ekrem İmamoğlu Dosyalarında tutuklu bulunan şüphelilerden etkin pişmanlıkçılığa başvuranların, haklarındaki suçlamaların ağırlığına rağmen serbest bırakılmalarına dair iddialar gündeme getirilmiştir.

22 Ağustos 2025 tarihinde basında paylaşılan haber ve görüşlerde, Ekrem İmamoğlu Dosyası kapsamında tutuklanmış olan Aziz İhsan Aktaş isimli şahsın, etkin pişmanlıkçı olmasının ardından, hakkında “suç örgütü kurmak ve yönetmek” isnadı bulunduğu halde önce cezaevinden tahliye edildiği, sonra da hakkındaki “konutunu terk etmeme adli kontrol uygulamasının kaldırıldığı dile getirilmiş ve yoğun biçimde eleştirilmiştir. Bu tür eleştirilere bazı örnek vermemiz gerekirse;

(Haber linki: https://t24.com.tr/haber/ozgur-ozel-den-yozgat-degerlendirmesi-kalbimizin-sesini-dinledik-onlar-da-haksizliga-karsi-susmadi,1234398 )

CHP Genel Başkanı sayın Özgür Özel de yine 22 Ağustos 2025 tarihinde, Aziz İhsan Aktaş’ın adli kontrol şartının kaldırılmasıyla ilgili olarak basına verdiği demeçte bu duruma tepki göstermiş, “dün bazılarının ev hapsine rağmen İstanbul'da gezdiklerini hatta yakınları içeride olanları restoranlara davet ederek 'görüşelim şöyle ifade verin' dediklerini de söylemiştim. Baz istasyonu kayıtlarını çok biliyorsunuz ya onların baz kayıtları ne olacak? O restoran önündeki baz kayıtları ne olacak? İkili hukuk uygulanmaktadır” demiştir.

Bugün bahse konu soruşturmalarda kimin suçlu kimin masum olduğu konusunda herhangi bir değerlendirme yapma imkanımız bulunmamaktadır. Her zaman belirttiğimiz üzere, eğer gerçekten suça karışmış kişiler varsa, bunların kanunlarımızda ön görülen cezalara çarptırılarak bozulan kamu düzeninin yeniden tesis edilmesi, hukuk devletinin gereği olarak elzemdir.

Burada eleştirdiğimiz konu bazı gazeteci, akademisyen, hukukçu ya da aydının bu haberlere ve yaşandığı iddia edilen gelişmelere hemen ve büyük tepkiler verirken, bire bir aynı durumların 2018 yılından beridir Adnan Oktar Davası kapsamında yaşanmış olmasına hiç ses çıkarmamaları, hatta yaşananları olağanlaştırmaya çalışması, adeta onaylayıp destekler bir tavır sergilemiş olmalarıdır. 22 Ağustos 2025 tarihli haberlerde ve yorumlarda büyük eleştiriler yöneltilen konu, Aziz İhsan Aktaş isimli şahsın, hakkında çok ağır suçlamalar mevcut olduğu halde, etkin pişmanlıkçı olmayı kabul edip diğer şüphelilere suçlamalar yöneltmesi karşılığında önce tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edilmesi, en son olarak da konutunu terk etmeme adli kontrol şartının dahi kaldırılması, dolayısıyla tüm suç isnatlarına rağmen özgürce dolaşabiliyor oluşudur. Oysa 2018 yılında Adnan Oktar Davası kapsamında tutuklanan kişilerin durumu incelendiğinde, bugün eleştirilen olayların çok daha ağırlarının yaşandığı görülecektir.

Adnan Oktar Davasının henüz soruşturma aşamasında, 11 Temmuz 2018 tarihli polis operasyonu ile birlikte gözaltına alınıp tutuklanarak cezaevlerine gönderilen şüphelilerden, haklarında nitelikli cinsel istismar ve nitelikli cinsel saldırı isnatları olanlar, istisnasız şekilde, etkin pişmanlık için başvuruda bulunup Adnan Oktar ve arkadaşları aleyhine mesnetsiz ifadeler vermeleri karşılığında tahliye edilerek serbest bırakılmışlardır. Bilindiği üzere, Türk hukukunda etkin pişmanlık müessesesi her suç bakımından geçerli olmayıp, uygulama alanları Türk Ceza Kanunu’nda açıklanmaktadır. Cinsel istismar ve cinsel saldırı suçları, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında yer almamaktadır. Buna rağmen, bu suçlamaların yöneltildiği tüm şüpheliler, istisnasız şekilde, etkin pişmanlığa başvurmaları ile birlikte cezaevlerinden tahliye edilmişlerdir.

(Haber linki: https://www.sozcu.com.tr/adnan-oktarin-itirafci-karakutusu-ece-koc-tahliye-edildi-wp2648975 )

(Haber linki: https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/02/18/150-sayfa-verdigi-ek7-ifadesinde-adnan-oktarin-itirafci-prensi-tahliye-edildi)

Kovuşturma aşamasına geçildiğinde, davayı göre İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti de tüm etkin pişmanlıkçıların tutuksuz yargılanmalarına hükmetmiştir. Bu etkin pişmanlıkçı sanıklar arasında 50 – 60 – 70 yıllık cezalarla yargılananlar olmasına rağmen istisna gözetilmeksizin hepsi tutuksuz yargılanırken, haklarında sadece 1 ile 3 yıl arası suçlamalar bulunan diğer sanıkların hepsi tutuklu yargılanmıştır. Hukuk ihlalleri bununla da sınırlı kalmamıştır.

Kovuşturma sonucunda cinsel suçlamalarla yargılanan sanıklardan;

  • M.A. hakkında 71 YIL 10 AY 14 GÜN,

  • S. D. hakkında 61 YIL 9 AY 22 GÜN

  • K. A. hakkında 51 YIL 6 AY 22 GÜN,

  • E. K. hakkında 40 YIL 7 AY 14 GÜN,

  • T. hakkında 28 YIL 22 GÜN,

  • S. S. T. hakkında 25 YIL 11 AY 6 GÜN

  • Ş. hakkında 19 YIL 8 AY 7 GÜN,

  • E. T. hakkında 10 YIL 11 AY 7 GÜN,

  • G. hakkında 4 YIL 22 GÜN,

  • M. T. hakkında 4 YIL 22 GÜN,

CEZALARA HÜKMEDİLMİŞ, BUNA RAĞMEN BUNLARIN TAMAMININ TUTUKSUZ YARGILANMASININ DEVAMINA KARAR VERİLMİŞ VE HATTA HAKLARINDAKİ ADLİ KONTROL TEDBİRLERİNİN KALDIRILMASINA DA HÜKMEDİLMİŞTİR.

Tekrar hatırlatmak isteriz: Adnan Oktar Davası bir kumpas davasıdır ve ortada gerçek bir suç asla yoktur. Etkin pişmanlıkçı sanıklar da diğer sanıklar da asla cinsel saldırıda bulunmamıştır. Nitekim ilk kovuşturmanın ardından 1 yıldan uzun süre dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, bu savımızı hukuken tespit etmiş ve verdiği bozma kararıyla ortada hiçbir cinsel saldırı suçu bulunmadığına hükmetmiştir.

BAM tarafından verilen bozma kararı sonrası dosya bir kere daha İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelmiştir. Bu süreçte, hukuksuz şekilde teşekkül ettirilmiş olan ilk heyet değiştirilmiş, yepyeni bir hakim heyeti ile bozma sonrası 2. kovuşturma süreci yürütülmüştür. Bu yeni heyet de, ilk heyet gibi etkin pişmanlıkçı sanıkların hiç birisi hakkında tutuklu yargılama kararı vermemiştir. Açıkça her iki heyet de etkin pişmanlıkçıları kayırmış ve bu sayede 11.07.2018 tarihli polis operasyonundan ikinci kovuşturmanın sonuçlandığı 16.11.2022 tarihine kadar etkin pişmanlıkçılar özgürce hayatlarını yaşamaya devam etmiştir. Bu durum aslında tek başına Devletimiz’in bu dosyada suç olmadığına kanaatinin olduğunun da göstergesidir. Gerçekten suça dair karine dahi olmuş olsa cinsel saldırı gibi ciddi bir isnatla suçlanan ve suçu güya işlediklerini de kabul eden insanların sokağa salınması mümkün değildir.

SONUÇ

Aylardır Türkiye, Sn. Ekrem İmamoğlu, CHP, bazı belediye başkanları ve gazetecilere yönelik soruşturmalar kapsamında hukuksuzluklar, yargı sistemindeki bozukluk, adalet sistemindeki çöküş gündemin birinci maddesi halini almıştır. Ancak şikayet edilen tüm bu hususların düzeltilmesi için önce bazı sorulara samimiyetle cevap verilmesi gerekir:

ÜLKEMİZDEKİ HUKUKSUZLUKLAR YENİ Mİ BAŞLADI?

ELBETTE HAYIR.

Ne yazık ki, 7 yılı aşkın süredir cumhuriyet tarihimizin en büyük hukuksuzluklarından biri Adnan Oktar Davası dosyasında tüm şiddetiyle devam ederken, tek bir siyasetçi, tek bir gazeteci, müvekkil ve arkadaşlarının maruz kaldığı adaletsizliği gündeme getirmemiştir. Hatta, ideolojik karşıtlık nedeniyle, bir kısmı, yapılan haksızlıklara ve hukuksuzluklara destek olmuş, alkış tutmuştur. Müvekkil Adnan Oktar, ülkemizdeki adaletsizliğin, hukuksuzluğun son bulmasının tek çaresinin Kur’an ayetlerinde bildirildiğini hatırlatmaktadır:

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun; bu, takvâya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Mâide Sûresi, 8)

Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 14.10.2025

Adnan Oktar Müdafi

Av. Mert Zorlu

Daha yeni Daha eski