
İSTANBUL ANADOLU 71 ASLİYE CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
DOSYA NO: 2025/479 E
SUNAN: Adnan Oktar
MÜDAFİ: Av. Mert Zorlu
KONU: Müvekkil Adnan Oktar’ın inancının gereği olarak Mehdiyeti anlatıyor olmasının bazı çevreler tarafından suçmuş gibi gösterilmeye çalışılması en temel anayasal hakların ihlal edilmesidir. Ancak müvekkilin kanaatine göre, daha önemle üzerinde durulması gereken husus; menfaatperest, yalanı alışkanlık haline getirmiş, küstah, cahil, açgözlü, en yakınlarına bile çok az bir menfaat uğruna ihanet edebilen, iftiracı, ispiyoncu, korkak, hasud, zayıf karakterli bazı kişilerin Mehdiyet karşıtlığını kendilerine meslek edinmiş olmalarıdır. Bu tip zayıf karakterli insanların varlığı toplum düzeni ve huzur için tehdittir, zira menfaat karşılığında her yere çekilebilen insanların ne zaman nerede nasıl ihanet edip insanlara zarar vereceğinin tahmin edilmesi zordur. Müvekkilin konuyla ilgili düşüncelerinin sunumudur.
AÇIKLAMALARIMIZ
Müvekkilin konuyla ilgili beyanları şu şekildedir:
Önceki dilekçelerimizde izah ettiğimiz üzere Mehdiyet İslam’ın temel inanç esaslarından biridir. Musevilik ve Hristiyanlıkta da kapsamlı olarak anlatılmıştır. Hak dinin izlerini taşıyan tüm inançlarda ahir zamanda gelecek kurtarıcı yani Mehdiyet inancı vardır. Bu da, Allah’ın tüm peygamberlerine Mehdiyet hakkında bilgiler vahyettiğini, peygamberlerin bu bilgileri çok hayati ve önemli bir konu olarak anlattıklarını ve nesiller boyunca aktarılarak günümüze kadar geldiğini göstermektedir. Peygamberimiz (sav) da Mehdi’yi tüm fiziki özellikleri, karşılaşacağı olaylar, bulunacağı yerler, izleyeceği tebliğ yöntemleri, yakın arkadaşlarının özellikleri, kişiliği, ahlakı ve hatta kıyafetlerine kadar detaylı olarak anlatmıştır. Önce sahabe daha sonra da her devirin büyük alimleri tarafından Peygamberimiz (sav)’in konuya verdiği önemin gereği olarak Mehdiyet inancı hep gündemde tutulmuştur.
Mehdiyetin gündemde tutulması için büyük ve kıymetli İslam alimlerinin gösterdiği özen kadar dikkat çekici bir husus da Mehdiyete karşı olanların Mehdiyet inancını örtbas edebilmeleri için yaptıkları faaliyetlerdir. Mehdi’nin gelişinin hak olduğunu anlatan, Mehdi hadisleri hakkında halkı bilgilendiren her alimi “Mehdilik ilan ediyor” karalamasıyla etkisiz hale getirmeye çalışmışlar, iftiralarla karalamışlar, tutuklanmalarına, sürgün edilmelerine sebep olmuşlardır.
Peygamberimiz (sav) Mehdi’yi, özelliklerini, alametlerini detaylı anlattığı gibi karşısında ona engel olmaya çalışacak, Mehdiyetin anlatılmasını durdurmak için faaliyet gösterecek kişilerin de karaktersizliklerini, ahlaksızlıklarını, hain ruhlarını, sinsi ve saldırgan yapılarını, yalancılıklarını çok detaylı anlatmıştır. Ne var ki bu kişiler yüzlerine bakar bakmaz basitlikleri, cehaletleri ve kişiliksiz olmaları; konuşmaya başladıklarında yalancılıkları; tavır ve tutumlarından ise “bir kase çorba karşılığında” her türlü ihaneti yapabilecek zihniyette oldukları açıkça görülmesine rağmen şaşırtıcı bir şekilde toplumun bazı kesimleri tarafından itibar görürler. Elbette bu itibar gerçek bir itibar değil, bir menfaat ortaklığı sebebiyle kötü olduklarını bile bile bu kişileri iyi gösterme ve toplumu yanıltma çabasıdır. Bu durum, yani “iyilerin kötü, kötülerin iyi; güvenilir olanların hain gibi, hainlerin güvenilir” gibi gösterilmesi ise Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği ahir zaman alametlerindendir.
Peygamberimiz (sav) ahir zamanı, Mehdi’nin çıkışından önceki dönemi anlatırken şu hususlara dikkat çekmiştir:
Ahir zamanda güven, doğruluk ve sadakat azalır. (el-Kâfî (Kuleynî), c.8, s.36)
Zamanın sonunda… yalan yaygınlaşacak, hilekârlık artacak, insanlar birbirine güvenmez olacak. (Biharü’l-Envar, c.52, s. 256)
Doğruluğun, dürüstlüğün, iyiliğin ve güvenin yok denilecek kadar azaldığı ahir zamanı en zorlu ve tehlikeli yapan yönlerden biri ise yoğun bir propaganda ve kampanya ile iyinin kötü, kötünün iyi, güvenilir kişinin hain gibi hain kişinin ise güvenilir gibi gösterilmesi olacaktır.
Bu sebeple normalde kimsenin muhatap olmayacağı, kişiliği ve aklı zayıf, az bir menfaat için her türlü ahlaksızlığı yapabilecek, yalanla beslenen, çok küçük bir kazanç karşılığında gözünü kırpmadan arkadaşlarını, yakınlarını, ailesini harcayan, zor durumları kendi menfaati için kullanmayı alışkanlık haline getirmiş bencil, menfaatçi, yalancı, sinsi, ispiyoncu karaktersiz kimseler sırf iyi olanlara zarar verebilmek için ön plana çıkarılırlar ve sahte de olsa önemli görülürler. Bu kişilerin yalanlarının, iftira atmak ve yalan kurgulamaktaki hünerlerinin en önemli neticelerinden biri de bu tip ahlaksız kişiler sayesinde gerçek iyilerin, dürüstlerin, erdemli ve ahlaklı olanların karalanarak kötü gibi lanse edilmeleridir. Tüm toplumun aslında tiksindiği ve uzak durduğu karaktersizlikteki kişilerin sözleriyle dürüst, masum ve temiz insanların kötülenmesi hadislerde şöyle anlatılır:
Kıyamete yakın… yalancılık yayılacak, HAİN KİMSEYE GÜVENİLECEK, GÜVENİLİR KİMSE HAİN SAYILACAK. (Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/291)
Kıyamete yakın… DOĞRU SÖYLEYEN YALANLANACAK, YALANCI DOĞRULANACAKTIR. (Taberânî, el-Mu‘cemu’l-Kebîr)
Öyle zamanlar gelir ki, HAYIR VE SALAH SAHİPLERİ HORLANIR; KÖTÜLÜK VE FESAT SAHİPLERİ İSE ONURLANDIRILIR. (Beyhakî, Şuabü’l-İmân, Hadis No: 10853)
Tevrat’ta ve diğer kadim Musevi kaynaklarda da ahir zamanda iyinin kötü kötünün iyi gösterilmesi kapsamlı olarak anlatılır. Hatta Mehdi’nin çıkmasına yakın dönemde bu durumun daha da şiddetleneceği açıklanır.
Örneğin, Museviliğin Tevrat’tan sonraki en temel dini ve hukuki metni olarak kabul edilen Talmud’da “Mehdi’nin ayak sesleri duyulmadan önce” yani Mehdi’nin zuhur etmesinin iyice yaklaştığı zamanlarda; “hakikatin kaybolduğu” yani doğru ve yanlış kavramlarının yer değiştirmesiyle insanların iyi ve kötüyü ayırt edemez hale geldikleri ve doğru, temiz, masum, iyi olanların hor görüldüğü, karaktersiz, menfaatperest, yalancı, iki yüzlü insanların ise önemli muamelesi gördüğü anlatılır:
Moşiyah’ın (MEHDİ’NİN) AYAK SESLERİ DUYULMADAN ÖNCE… Hakikat kaybolur. Küçükler büyüklerin yerine geçer. YÜZSÜZLÜK VE UTANMAZLIK ARTAR. DOĞRULAR HOR GÖRÜLÜR, KÖTÜLERE DEĞER VERİLİR. (Talmud, Sotah 49b)
Talmud’un Mehdiyet ve ahir zamanı anlatan Sanhedrin bölmünde de, Mehdi’nin çıkışının tam öncesinde “küstah” yani cahilliklerine, akılsızlıklarına ve adiliklerine rağmen üst perdeden alaycı üsluplarıyla ukalalık yapanların muteber muamelesi göreceğine ve kötü olanların övülüp iyi olanların ezilmek isteneceğine dikkat çekilir:
Moşiyah’ın (MEHDİ’NİN) GELİŞİNDEN ÖNCE… KÜSTAHLAR YÜKSELECEK, ASİL OLANLAR ALÇALTILACAK. GERÇEK KÜÇÜMSENECEK. İnsanlar ödül için iyilik yapacak, ama kötüler övülecek. (Sanhedrin 97a–b)
MEHDİYETİN ÖRTBAS EDİLİP DURDURULMASI FAALİYETİYLE GÖREVLİ OLANLARIN EN TEMEL VASIFLARINDAN BİRİ İSE MENFAAT İÇİN HER TÜRLÜ KARAKTERSİZLİĞİ YAPABİLMELERİ, EN YAKIN DOSTLARI, ARKADAŞLARI HATTA AİLELERİNE DAHİ ZARAR VEREBİLMELERİDİR.
Bu kişiler hakkında hadislerde şöyle bildirilir:
Ahir zamanda insanların çoğu dünyaperest olur; MENFAATLERİ İÇİN DOSTLUK EDER, MENFAAT BİTTİĞİNDE İHANET EDER. (Gaybetül Numânî, s. 171)
Peygamberimiz (sav) menfaati için her türlü yalanı, adiliği, ihaneti gerçekleştiren insanları “EN ŞERLİ” kişiler olarak nitelendirmiştir.
İnsanların EN KÖTÜSÜ, MENFAATİ İÇİN DOST OLAN KİMSEDİR. (el-Kâfî, c.2, s. 323)
ÜMMETİMİN EN ŞERLİSİ, MENFAAT İÇİN DOST OLAN KİMSEDİR. (İbn Ebî’d-Dünyâ, “el-İhvan” 35)
Bu şerli kişiliğin tarihteki en çarpıcı örneklerinden biri ise Hz. İsa’nın en yakın talebelerinden biri olan Yahuda İskariot’tur. YAHUDA İSKARİOT 30 GÜMÜŞ İÇİN NUR GİBİ TEMİZ VE MASUM, ALLAH KATINDA ÇOK SEVİLEN VE MÜBAREK OLAN, KENDİSİNE YALNIZCA İYİLİĞİ DOKUNMUŞ HZ. İSA’NIN ÇARMIHA GERİLMEK GİBİ EN ACIMASIZ BİR YÖNTEMLE ŞEHİT EDİLMESİNE RAZI OLMUŞTUR. HZ. İSA’YI DEVRİN MÜŞRİKLERİNE İHBAR EDİP ROMA ASKERLERİNE TESLİM ETMEYİ, SONRA DA ALACAĞI 30 KURUŞLA MUTLU MESUT YAŞAMAYI PLANLAYIP KABUL EDECEK KADAR AŞAĞILIK BİR KARAKTER GÖSTERMİŞTİR.
Matta İncilinde bu konu şöyle anlatılır:
O sırada Onikiler’den biri, adı YAHUDA İSKARİOT OLAN, BAŞKÂHİNLERİN YANINA GİTTİ VE ‘O’NU SİZE ELE VERİRSEM, BANA NE VERİRSİNİZ?’ dedi. ONLAR DA ONA OTUZ GÜMÜŞ TARTTILAR. O ANDAN İTİBAREN YAHUDA, İSA’YI ELE VERMEK İÇİN FIRSAT KOLLAMAYA BAŞLADI. (Matta, 26/14-15)
Dikkat edilirse Yahuda İskariot, Hz. İsa’nın yanında ve yakın çevresinde iken başkahinlere yani devrin müşrik sözde din adamlarına gidip onlarla birlikte kendince Hz. İsa’nın sonunu planlamaktadır. Devrin müşriklerine gidip doğrudan alçakça menfaat talep etmiştir. Devrin müşrikleri de böylece aradıkları karaktersiz, zayıf, kullanışlı malzemeyi bulmuşlar, “içeriden” birinin kendileriyle ittifak etmesiyle Hz. İsa’yı etkisiz hale getireceklerini zannederek para vermeyi kabul etmişlerdir.
Bu hainliğinin karşılığı ise nesiller boyunca ibret alınan bir son olmuştur. Bir avuç para için kendisinden hep sevgi, şefkat ve merhamet gördüğü Hz. İsa’nın çarmıha gerilip şehit edilmesi planını yapan Yahuda İskariot çarmıha kendisi gerilmiştir. 30 gümüş için en yakın arkadaşının, mürşidinin, peygamberinin şehit edilmesine razı olup mutluluk içinde yaşama planı yaparken Allah hiç ummadığı şekilde ibretlik bir karşılık vermiş ve çarmıha Hz. İsa yerine Yahuda İskariot gerilmiştir. Bu, dünya menfaati için ihaneti göze alanların ibretlik sonunu göstermesi açısından çok çarpıcı bir örnektir.
SONUÇ OLARAK;
Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanın hain ve kahpe kişilerine özel olarak dikkat çekmiş olması içinde bulunduğumuz yüzyılda yaşanan olayları doğru anlayıp doğru yorumlamak açısından son derece önemlidir. Böylece Müslümanlar iyiyi kötü kötüyü iyi gösterme hilesine karşı dikkatli ve uyanık olabilirler.
Şunu da unutmamak gerekir ki, ahir zamanda Mehdiyete karşı olmayı adeta vazife edinmiş olanlar Allah’ın kaderde Mehdiyetin gelişip güçlenmesine hizmette bulunmaları için yarattığı kişilerdir. Bu kişilerin hain, iki yüzlü, menfaatçi, yalancı, karaktersiz, küstah, kibirli, açgözlü, iftiracı, ispiyoncu, gammazlığı alışkanlık haline getirmiş, para düşkünü, en yakınlarını bile sırtından vuran, fırsatçı, fesat, habis, haysiyetsiz, entrikacı, düzenbaz, sinsi, arkadan iş çeviren, riyakar, nefret dolu, kıskanç, nankör, tamahkar, seviyesiz, vasıfsız, kişiliksiz, sığ, çıkarcı ve bir o kadar da aklı zayıf yapıları her bir detayıyla hem ibret alınması hem de Mehdiyete hizmet için vardır. Bu tiplerin tüm bu karaktersizlikleriyle en güçlü ataklarını yaptıkları anlar Mehdiyetin en önemli dönüm noktaları olur. Karaktersizliklerinin her bir yönü Mehdiyetin bir başka güzelliğini geliştirir, kıymetinin anlaşılmasını sağlar. Çünkü Allah kaderini sonsuz önce de Mehdiyetin mutlak başarısı ve zaferiyle yaratmıştır. Mehdiyetin durdurulması hiçbir zaman söz konusu değildir.
İçinde bulunduğumuz ahir zamanda Mehdi’yi sevinçle bekleyen, Peygamberimiz (sav)’e itaat ederek Mehdiyeti anlatan ve müjdeleyenler de Mehdi talebeleri olarak bunların bir benzerini yaşarlar. Allah Kuran’da müminlerin aleyhine hiçbir gelişmeye izin vermeyeceğini bildirmiştir.
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız
…Allah, kafirlere müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir. (Nisa Suresi, 41)
Bu Allah’ın kanunudur, kaderin hiçbir anından müminlerin aleyhine bir olay yoktur. Müminlerin en zorlu gibi görünen anında bile üzerlerinde nimet vardır. Allah onları hayırlarla kuşatmıştır. Bu hayırların bir kısmını Allah insanlara da gösterir. İnkar edilemez şekilde görülen bu hayırlar yukarıda anlattığımız karaktersizlikte insanlar için en büyük dert ve iç azabı olur. Onların göremedikleri ve müminlerin yaşadıkları hayır ve güzellikler ise çok daha fazladır.
İyileri kötü kötüleri iyi gibi göstermek için kurulan tüm tuzaklara rağmen iyiler çeşitli imtihanlardan geçerek en yüksek mertebeye ulaşanlar olacaktır. Nasıl ki Hz. İbrahim 10 yıl cezaevinde kaldıktan sonra daha da güçlenip geliştiyse, nasıl ki Hz. Yusuf kuyuya atıldıktan sonra köle pazarında az bir değer görürken, haksız yere tutuklanıp cezaevinde kaldıktan sonra Mısır hazinelerinin başına geçtiyse, nasıl ki Peygamberimiz (sav) müşriklerden akıl almaz eziyetler ve zorluklar görmesine rağmen şanına şan katıldıysa salih olanlar da kendilerine kurulan tuzaklarla nurlanacak ve güç kazanacaklardır.
Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 14.01.2026